Ünlü bir Türk amirali
ve coğrafya bilginidir. Muhiddin Piri
Osmanlı denizcilerinin yatağı Gelibolu'da
doğdu. Çağını aşmış insanlardan biri olarak
karşımızda duran Piri Reis, 16. yüzyıl
Osmanlı dünyasının renkli kişilerindendir.
Korsan, gemi reisi, gezgin, Osmanlı donanmasını
Mısır kaptanı, Türk haritacılığının gerçek
kurucusu, eşsiz bir kartograf ve deniz bilimleri
üstadıdır. Eserleri beş yüz yıl sonra yine
ilgi çekmekte, hayranlık uyandırmakta, nasıl
oluşturulduğu üzerinde tartışmalar yapılmaktadır
Amcası Kemal
Reis'in yanında denizciliğe
başladı. Kemal
Reis'le birlikte Endülüs
Müslümanlarının İspanyollardan kurtarılmasına
(1486), Sicilya, Korsika, Sardunya ve Fransa
kıyılarına yapılan akınlara katıldı (1490-1491).
1494 yılına kadar batı Akdeniz'in hemen
her köşesinde amcası Kemal
Reis ile birlikte yelken
açan Piri Reis, II.Bayezid'in
Venedik üzerine sefer hazırlığına girmesi
ve Akdeniz'de korsanlık eden bütün levend
reislerini Osmanlı donanmasına katılmaya
çağırması üzerine Kemal
Reis ile birlikte, kıymetli
hediyelerle İstanbul'a gelip II.Bayezid'in
huzuruna çıktı. Bu tarihten sonra onları
Osmanlı donanmasının resmi hizmetlisi olarak
görmekteyiz. Piri Reis Kitab-ı Bahriye
de bu olayı şöyle anlatır:
"Ki bir gün lütfedip
Bayezid Han
Gönderdi bize emr-i ferman
O emrin tarihi bu idi ey can
Buyurmuş ki:Kemal gelsin kapıma
Deniz hizmetleri etsin tapuma
Dokuz yüzde gelip tuttuk vatan
Ki sonra şahın emriyle yapıp seferler
Deniz yüzünde hep bulduk zaferler"
Piri Reis 1495'den
1510 yılına kadar İnebahtı, Moton, Koron,
Navarin, Midilli, Rodos gibi Osmanlı deniz
seferlerinde gemi reisi ve filo komutanı
olarak yer aldı. Sinoplu şair Safai, Fetihname-i
İnebahtı ve Moton adlı eserinde, Piri
Reis'in Moton Kalesi'nin alışı sırasındaki
kahramanlığını övgü dolu sözlerle anlatır:
"Gördü Piri Reis
can attı
Kıçtan Candarlı'ya çattı
Korkud'un sancağın çıkardı
Cenk ile iki kafir öldürdü
İrdi iki sipahi pür ahenk
Piri'ye cenginde ola hemrenk."
1511 yılında Kemal
Reis bir deniz kazasında
ölünce, Piri Reis Gelibolu'ya çekilmiş
ünlü Dünya Haritası'nın çizimiyle uğraşmaya
başlamıştır. Nitekim bu harita üzerinde
yapım yılı olarak 1513 tarihi görülür.
Kemal
Reis'in ölümünden sonra Oruç
Reis'in hizmetine geçerek
Akdeniz'de bazı seferler çıktığı bilinen
Piri Reis,
Oruç Reis'in
Yavuz Sultan Selim'e gönderdiği hediyeleri
vermek için İstanbul'a geldikten sonra çizimini
1513'de tamamladığı dünya haritasını Yavuz
Sultan Selim'e sunmuş ve tekrar Osmanlı
devleti hizmetine girerek 1517'de Mısır'ın
fethine giden donanmaya katılmıştır.
Bu tarihi izleyen yıllarda Barbaros'un
ünlü kaptanlarından, halazadesi ve adaşı Muhiddin
Reis ile Akdeniz'de yelken açmakla birlikte,
genellikle Gelibolu'da kalıp haritaları ve Kitab-
Bahriye üzerinde çalışmıştır.
Sadrazam İbrahim Paşa'nın
destekleri ile 1525'de Kitab-ı Bahriye'yi
bazı eklerle yeniden düzenleyerek Kanuni'ye
sunulacak duruma getirdi ve 1526'da saraya
sundu. Kuzey Amerika Haritası olarak tanınan
eserini ise 1528'de Kanuni'ye takdim
edip sultanın iltifatlarına ulaştı.
Kanuni Sultan Süleyman
zamanında, 1547'de Hint Kaptanlığı da denilen
Mısır Kaptanlığı'na atandı. Görevi sırasında
Umman ve Basra üzerine iki sefer yapmıştır.
1548 yılında çıktığı ilk seferde Yemen ve
Aden'de Portekiz kuvvetleri ile çarpıştı,
Aden'i ikinci kez Osmanlı ülkesine kattı.
1552'de çıktığı ikinci seferinde 30 gemiyle
hareket ederek Maskat kalesini aldı ve Hürmüz
kalesini kuşattı. Daha sonra Portekizlilerden
aldığı haraç karşılığında kuşatmayı kaldırarak
yıpranmış durumdaki donanmasıyla Basra'ya
döndü. Basra limanında onarıma ve dinlenmeye
muhtaç durumda olan donanmasını bırakıp
ganime yüklü üç gemi ile Mısır'a ulaşmak
için yola koyuldu. Gemilerden biri fırtına
yüzünden yolda battı. Mısır'a döndüğünde,
donanmayı Basra limanında bırakması hizmette
kusur sayıldı ve hapsedildi.
Basra valisi Kubat Paşa'ya
ganimetten istediği haracı vermemesi yüzünden
ve yeni Mısır Beylerbeyi Ahmet Paşazade
Mehmet Paşa'nın olumsuz tutumu ve
mevki hırsı nedeniyle, Padişah Kanuni
Sultan Süleyman'a aleyhte rapor vermesi
üzerine İstanbul'dan gönderilen fermanla
1554'de, Kahire'de, boynu vurularak idam
edildi. Terekesine devletçe el konuldu.
Öldüğünde 80 yaşının üzerinde idi. Ölümünden
sonra adını sürdüren Mehmet Reis
Osmanlı donanması reislerinden biriydi. |