En büyük Türk denizcilerindendir.
Ebu Yusuf Nurullah
Yakub'un oğlu. Midilli'de doğdu.
Hızır
ve İlyas Reis'lerin ağabeyidir. Yunanca,
Arapça, İtalyanca, İspanyolca ve Fransızca'yı
öğrendi. Kardeşi İlyas Reis ile birlikte
deniz ticareti yaparak hayata atıldı.
Böyle bir sefer sırasında
Rodos şövalyelerine esir oldu. Esirlikten
kurtulunca Memluklu Sultanı Kansu Gavri'nin
hizmetine girdi ve Mısır ince donanmasının
başına getirildi. Mısır donanmasıyla birlikte
İskenderun körfezinde bulunduğu sırada Rodosluların
saldırısına uğradı.
Yavuz Selim'in ağabeyi
Sultan Korkut'tan büyük yardım gördü ve
Korkut Çelebinin verdiği 18 oturaklı bir
gemiyle korsanlığa başladı. Bu gemisi de Rodoslular
tarafından ele geçirildi. Korkud Çelebi ona
22 oturaklı bir gemi daha verdi. Oruç Reis
İtalya kıyılarını yağmalamaya başladı. Yavuz
Sultan Selim padişah olunca (1512) Anadolu
kıyılarını bırakarak İskenderiye'ye gitti. İskenderiye'den
sonra Cerbe adasını kendisine merkez yaptı. Kardeşi
Hızır Reis
de burada kendisine katıldı. Kısa zamanda Fransa
ve İtalya arasındaki sulara hakim olunca Avrupa
devletleri endişelendiler.
Tunus Sultanı Mulay
Muhammed ele geçirecekleri ganimetten
1/8 pencik ve 1/50 liman vergisi vermeleri
şartıyla Oruç Reis'e Halk-ül Vad
kalesini verdi. Buradan yapılan çıkışlarda
İspanyol ve İtalyan gemilerini ele geçirdi,
kızıl saçlı ve sakallı olması sebebiyle
İtalyan ve İspanyollar tarafından Barbarossa
adı verilen Oruç Reis'in ünü bütün
Batı Akdeniz'e yayıldı.
Bicaye kalesine sığınan İspanyol
gemileriyle yaptığı bir çarpışma sırasında kaleden
atılan toplarla kolundan yaralandı. Bu yaralı
kolu daha sonra kesildi.
Piri Reis'in emrinde 6 gemiyi İstanbul'a
yolladı. Piri Reis,
Yavuz Sultan Selim'e Oruç Reis'in
gönderdiği hediyeleri sundu. Yavuz Sultan Selim
de Oruç Reis'e elmas kabzalı iki kılıç,
iki hil'at ve iki gemi gönderdi. Bu sırada Oruç
Cicelli kalesini ele geçirdi. Bicaye kalesini
de ele geçirmek için çatıştıysa da başaramadı.
Cicelli'ye geri döndü. Burada Berberi kabileleri
arasındaki anlaşmazlıklara karıştı; berberi reislerinden
Abdülaziz ile Kuko Ahmet arasındaki
anlaşmazlıkta Abdülaziz tarafını tuttu,
böylece berberiler arasındaki nüfuzu arttı. Cezayir
şehri halkı kendilerini İspanyollardan kurtarması
için Oruç Reis'e başvurdu.
Oruç Reis Cezayirlilerin
bu çağrısını kabul etti; 21 gemi ve karadan
da 500 kişilik birlikle Cezayir üstüne yürüdü
(1516). Kısa zamanda şehre hakim oldu. İspanyollar
Cezayir limanı ağzında bulunan adaya (Penon
d'Alger) çekilmek zorunda kaldılar. Cezayir'in
Oruç Reis'in eline geçmesini istemeyen
İspanyollar Don Diego de Vera kumandasında
180 parçalık donanma ve 15.000 kişilik bir
ordu ile şehri almak istedilerse de başaramadılar.
Oruç Reis İspanyolların müttefiki
olan yerli kabileleri yendi ve Cezayir'in
150 km batısındaki Tlemsen kalesini ele
geçirdi. Cezayir'de yönetimi düzenlemek
için kardeşleriyle iş bölümü yaptı. Cezayir'in
doğu kısmının yönetimini Hızır Reis,
batı kısmının yönetimini ise Oruç Reis
üstüne aldı. Bütün ülkede nüfus ve arazi
sayımı yapıldı. İspanyol nüfuzu altında
bulunan Tlemsen hükümdarlarına bağlı olan
Kal'atül Kıla ve sonra da Tlemsen alındı.
İspanyollar Tlemsen'i Oruç
Reis'den geri almak ve eski hükümdarı
tekrar başa geçirmek için Don Martin
d'Argote kumandasındaki bir kuvveti
Cezayir'e yolladılar. İspanyollar önce Kal'atül
Kıla'yı aldılar. Oruç Reisin kardeşi
İshak İspanyollar tarafında şehit
edildi.
Daha sonra Marki de Comares
komutasındaki bir ordu Tlemsen'i kuşattı.
Oruç Reis İspanyolların ve onlarla
işbirliği yapan yerlilerin saldırılarına
karşı 6 aydan daha fazla bir süre dayandı.
Sonra yanında kalan 40 kadar adamıyla kaleden
çıktı. İspanyol hatlarını yardı. Arkasından
gönderilen Garcia de Tineo kumandasındaki
İspanyollar ile Salado ırmağında yapılan
son bir savaşta şehit oldu. |