1683 ikinci Viyana kuşatmasında
Türk ordusu yenilgiye uğrayarak geri çekilirken,
Avusturya ve Lehistan'ın yanında evvela
Venedik, daha sonra da Rusya "Mukaddes
İttifak" gereğince savaşa katılmıştı.
Türk ordusu çok geniş bir
cephede 4 devletin ordularıyla çarpışmak
zorunda kalmış ve savaş 16 yıl gibi uzun
bir süre devam etmişti.
Cephelerde yenilgiler birbirini
izlemiş, imparatorluğu bu durumdan kurtarmak
düşüncesiyle, 25 ekim1689'da sadarete Köprülü
Fazıl Mustafa Paşa getirilmişti.
Başlangıçta yapılan savaşlarda bazı başarılar
kazanılarak kaybedilmiş topraklardan bir
kısmı geri alınmışsa da, 19 ağustos 1691'de
Salankamen'de Köprülü Fazıl Mustafa Paşa'nın
şehit düşmesiyle ordumuz bozguna uğramıştı.
Kara savaşlarında yenilgiler
devam ederken donanmamız, Venediklilere
karşı parlak zaferler kazanıyor, bu başarılar
devletin sarsılmış itibarını ve halkın bozulmuş
moralini bir hayli düzeltmiş bulunuyordu.
Bu deniz zaferlerinin kazanılmasında
kalyonlar kaptanı Mezomorto
Hüseyin Paşa'nın büyük payı
olmuştu. Genç yaşından itibaren deniz savaşlarına
katılmış ve bir deniz cenginde sekiz-on
yerinden yaralanıp öldü zannedildiği halde
yaşaması üzerine, Venediklilerce kendisine
yarı ölü anlamına gelen Mezzo Morto
lakabı verilmişti ki Mezomorto (veya
Mezamorta) bu lakaptan gelmektedir.
Kendisi meslekten yetişmiş bilgili ve cesur
bir denizciydi. Daha sonra 1 mayıs 1695'te
de kaptan-ı deryalığa getirilmiştir.
Bu savaş yıllarında Akdeniz'de
bir egemenlik kurmuş olan Venedik donanması,
Papalık ve Malta hükümetlerinden de yardım
görerek 7 eylül 1694'de Sakız adasına büyük
miktarda asker çıkarmıştı. Kalede bulunan
pek az sayıdaki Türk kuvvetleri civar sularda
dolaşan Kaptan-ı Derya Palabıyık Yusuf
Paşa emrindeki donanmamızdan yardım
göremeyince, ancak 17 eylül tarihine kadar
dayanabilmiş ve düşmanın teklifini kabul
zorunda kalarak 21 eylül 1694'de adayı Venediklilere
teslim etmişti.
Bu haberin İstanbul'da
duyulması üzerine son derece üzülen II.
Ahmet, mevsimin kış olmasına rağmen,
adanın derhal geri alınmasını emretmiş,
Anadolu Beylerbeyi Mısırlızade İbrahim
Paşa, 22 aralık 1694'de Serdar-ı Ekrem
tayin edilmiş ve Seddülbahir muhafızı Amcazade
Hüseyin Paşa da 31 aralık 1694'de kaptan-ı
deryalığa getirilmişti.
Tersanede hummalı bir faaliyet
başlamış ve gerekli sefer hazırlıkları tamamlanarak
20 parça kalyon ve 20 parça çektiriden kurulu
donanmamız 29 ocak 1695'de İstanbul'dan
ayrılmıştı.
Türk donanması Mezomorto
gibi pek değerli bir denizcinin yanı sıra;
Aşçızade Mehmet Kaptan, Elhac
Abdullah Kaptan, Fettah Kaptan,
Memi Paşazade Abdurrahman Paşa, Kethüda
Abdülkadir Paşazade gibi devrin tecrübeli
denizcileri de bulunmaktaydı.
İstanbul'dan hareketle
Foça civarı sulara gelen Türk donanması,
7-8 Şubat gecesi, buradaki orak adasından
kalkıp, 60 gemiden ziyade Venedik donanmasının
bulunduğu Koyun adalarına (İzmir hizasındaki
Karaburun'la Sakız adasını ayıran boğazdaki
adalar) doğru hareket etmişti. Savaş planına
göre, şafak vakti bu adalara varılacak ve
orada yatmakta olan düşman donanmasına ani
olarak hücum edilecekti.
Havanın rüzgarsız olması
dolayısıyla yelkenle seyir mümkün olamamış
ve kalyonlar çektirilerin yedeğinde çekilerek
ancak 9 şubatta Koyun adalarının on mil
yakınında bulunan Bahçealtı mevkiine gelinmişti.
Bu esnada düşman gemilerinin de çektiriler
yedeğinde, Sakız adasının burnunu dolaşmakta
olduğu görülmüş ve donanmamız savaş düzenine
girerek, Venediklilerin 20 kalyonuna 16
kalyonumuzla, 6 mavnasına 4 kalyonumuzla
ve 24 çektirisini her birine 1 çektirimizle
hücuma geçilmişti.
Savaş planı gereğince top
menziline girilmiş, kalyon filomuza komuta
eden Mezomorta
kendi kalyonu ile düşman amiralinin kalyonuna
iyice yaklaşarak alabanda ateşi açmış, dağılan
ağaç parçaları serpintisinden 150'den ziyade
düşman ölmüş ve amiral gemisinde büyük bir
panik başlamıştı. Tam bu esnada Riyale
Fettah Kaptan komutasındaki kalyon da
amiral kalyonuna kıç taraftan top atışıyla
hücuma geçmiş, yağlı paçavralar atarak gemide
yangın çıkarmış ve yangını söndürmek isteyenlerin
üzerine de tüfeklerle ateş açılmıştı. Yardıma
koşan 60 toplu bir düşman kalyonu da ateş
almış, ateşin cephaneliğini sarması üzerine
her iki gemi birden havaya uçmuş, kendilerini
denize atanlar da esir edilmişti. Daha sonra
Baştarda-i Hümayun ve Kethüda Abdülkadir
Paşazade çektirileri düşmanın mavnaları
üzerine iki yandan hücuma geçmiş onları
dağıtarak kaçmaya mecbur etmişti. Öğleden
akşam güneş batıncaya kadar süren bu savaşta,
düşmanın iki kalyonu imha edilmiş, 5 kadırgası
batırılmış ve çok sayıdaki gemisi de hasara
uğratılmıştı. Bu durumda tek kurtuluş yolunu
firarda gören düşman donanması, Sakız'ın
kuzey doğusunda bulunan Terfil limanına
sığınmıştı.
Kesin zafer, bu savaştan
dokuz gün sonra Koyun adaları ile Terfil
arsında yapılan savaşta kazanılmıştır.
Terfil limanında yatan
düşman donanmasını kesin olarak imhaya kararlı
olan Türk donanması, 18 şubat 1695'te bu
istikamete hareket etmişti. Donanmamızın
Terfil limanı üzerine gelmekte olduğunu
gören düşman, korku ve telaşa kapılmış,
savaşa yeterli bulunan on altı kalyonu demirlerini
keserek limandan dışarı çıkıp savaşı kabul
etmişti. Mezomorta
Hüseyin Paşa beş kalyonla
Darboğaz'da rüzgar üstünde ve diğer kalyonlar
rüzgar altında olmak üzere savaş düzenine
girişmiş ve düşman donanması ortaya alınarak
iki ateş arasında bırakılmıştı. Beklenilmeyen
bu mahirane manevra karşısında düşman şaşkına
dönmüş ve iki taraflı ateşe dayanamayarak
selameti kaçmakta bulmuştu. İki kalyonları
Sakız limanına girmiş, geri kalan on dört
kalyon da Venedik kayasına doğru kaçmaya
başlamıştı. Donanmamız kaçan düşmanın peşini
bırakmamış ve Aşçızade Mehmet Kaptan'ın
komutasındaki kalyonumuz, elli beş tunç
toplu bir düşman kalyonunu batırmış ve Elhac
Abdullah Kaptan'ın kalyonu da iki düşman
mavnasını batırıp, ikisini de zaptetmişti.
Serdar-ı Ekrem Mısırlızade
İbrahim Paşa, çektirileriyle hemen Venedik
çektirilerine yetişmiş ve on beşer, yirmişer
koğuş topu (çektiri sınıfı gemilerden, kadırga
ve baştardaların baş tarafında omurga hattı
üzerinde ortaya tek olarak, mavnaların baş
taraflarında omurga hattının sancak ve iskelesine
iki adet olmak üzere tabiye edilen ve düşman
kovalanırken kullanılan uzun menzilli top)
attıktan sonra düşman tekneleri darmadağın
olarak evvela Sarecik denilen mevkide toplanmak
istemiş, fakat kurtulamayacaklarını anladıklarından,
gizlenmek üzere kalyonların arkasına kaçmaya
başlamışlardı. Memi Paşazade Abdurrahman
Paşa, bir düşman çektirisine yetişip
personelini esir almış ve fazla hasara uğradığından
zaptına lüzum görmediği tekne biraz sonra
batmıştı. Düşman baştardaları da mavnaların
bulunduğu yere doğru kaçarken, Elhac
Abdurrahman Kaptan'ın kalyonu tarafından
önleri kesilmiş ve atılan toplarla bunlar
da hasara uğrayıp, pek çok sayıda cenkçileri
ölmüşü.
Venedikliler birçok önemli
gemilerini kaybetmiş ve Benedetto Pisani
isimli amiral de maktul düşmüştü. Düşmanın
güverteleri harap olmuş, arma ve donanımları
dağılmış, mağlup ve perişan donanması gecenin
karanlığından faydalanarak zorlukla Sakız
limanına sığınmıştı. Burada da tutunamayacağını
anlayan düşman, kalede 500 muhafız bırakmış,
ve 21 şubatta İstendil adasına kaçmıştı.
24 şubatta donanmamız Sakız
limanına girmiş ve düşmanın kaçarken adada
bırakmak zorunda kaldığı birçok savaş eşyasını
ele geçirmişti. Bunlar arasında dört büyük
fırkata ile dört çektiri ve içi silah ve
cephane dolu bir halde karaya oturmuş bir
koca kalyon da bulunuyordu.
Aynı gün karaya asker çıkarılıp
kale kolayca zapt edilmiş ve 500 muhafızı
esir alınarak ada tekrar elimize geçmişti.
Bu parlak zaferin kazanılmasından
kısa bir süre sonra Mezomorta
Hüseyin Paşa kaptan-ı deryalığa
getirilmiş ve selefi Amcazade Hüseyin
Paşa da Sakız muhafızlığına tayin olunmuştu. |