| Görülüyor ki Barbaros
bu büyük deniz savaşını kazanmaya hazırlanırken,
kendisine olan iman ve inanışı sonsuz bir bereket
taşıyordu. Nasıl ki Fransız amirali Preveze’yi
anlatırken:
"Kaptan
Paşa cesareti derecesinde dindardı. Oruç
ve Hayreddin
namaz kılmadan hiçbir muharebeye girmezlerdi.
Bu yüzden uzun kumaşlar üzerine yazılmış Kur’an
ayetlerini kendi kadırgasının bordalarına bağlattı
ve pek garip bir tesadüf neticesinde rüzgar birden
bire durdu" diyor. (Barbaros
Osmanlı amirali olmadan önce de sancağında bazı
ayetler mevcuttu)
Bu da Barbaros'un
evvela büyük Allah’a sonra da aynı kuvvetle kendisine
inanmakta bulunduğunu gösteriyor. Barbaros’un
zaferlerle dolu hayatı içinde de harikulade karakterinden
parçalar bulmak daima mümkündür. Mesela Kanuni
Sultan Süleyman, Akdeniz’in bu büyük deniz
kartalını, donanmasına amiral yaptıkatan sonra,
Barbaros
sefer hazırlandı. Mevsim kıştı, denizler azgındı.
Bu sebepten padişah bu şöhretli amirali bırakmak
istemedi.:
“Hava kıştır, sana bir
zarar erişir diye korkarım... “dedi.
Koca
Barbaros çok sevdiği hünkarına şu cevabı
veriyordu:
“Kulunuzun evim barkın
Akdeniz’dir, bana denizden zarar gelmez.”
Barbaros’un karakteri
üzerinde ağabeyi Oruç
Reis’in ölümü de büyük bir tesir yapmıştır.
Oruç kendisini
takip eden bir sürü İspanyola karşı tek koluyla
vuruşa vuruşa şehit olduktan sonra, Barbaros’un
şöyle haykırmış olduğunu öğreniyoruz:
“Ah, bütün Frengistan’ı
kılıçtan geçirsem, kardeşimle yoldaşlarımın intikamını
alamam"
Seyyid
Ali Reis’in dediği gibi:
“Denizler üstünde yürüyüp
düşmanı arar bulurken, öç komayıp almak bütün
Hayreddinli kahramanların gayesi olmuştur“
Barbaros
aynı zamanda teşkilatçı bir kumandandı. Bütün
gemilerin en ufak bir noksanı üzerinde önemle
dururdu. Onun gözünde önce barut sonra yemek gelirdi.
Fransa’ya yardıma gittiği sırada Nis önlerine
geldiği zaman, Fransız donanmasının fena teçhizatını
görerek şunları söylemişti;
“Ne güzel asker, gemilerini
şarap fıçılarıyla doldurarak, barut varillerini
arkada bırakmışlar“ |