Sayılamayacak kadar büyük
başarılara imza atan Gazi Hasan Paşa,
ülkemizde ilim ve eğitimin yayılması, donanma
ve tersanede ehliyetli, çağdaş mühendislik
bilgilerine sahip kişilerin çalışarak başarılı
olması amacıyla,1773 senesinde, Haliç'te,
Tersane-i Amirenin Darağcı semtinde, büyük
maçunanın bulunduğu mahalledeki bir gözde,
Tersane
Hendesehanesini kurmuştur. Burası
1784'te Mühendishane-i
Bahri Hümayun, 1795'te Mühendishane-i
Berri-i Hümayun, 1883'te Hendese-i
Mülkiye mektebini doğurmuş ve İstanbul
Teknik Üniversitesi, Deniz Harp
Okulu ve Yüksek Denizcilik Okulunun kuruluşlarına
ön ayak olmuştur.
Çeşme deniz savaşından
sonra Rus donanması, Aleksis Orlof,
Spiridof ve Elfinston filoları
ile Ege denizine hakim olmuşlardı. Amaçları
sonunda Çanakkale boğazını ele geçirmekti.
Aleksis Orlof, Başkomutan durumundaydı.
12 temmuz 1770 günü Elfinston, Çanakkale
boğazına hücum etti. Ancak istihkamlar tahkim
edildiğinden ve top atışları başarılı olduğundan
Ruslar geri çekilmek zorunda kaldılar. Bunu
üzerine Ruslar bölgeye hakim olan Limni
adasını ele geçirmek için Limni kalesini
muhasara ve bombardımana başladılar (20
temmuz 1770). Çanakkale boğazı muhafızı
Ali Paşa'ya muhasara haberi iletilerek
acele imdat istendiği halde bir ay süreyle
hiçbir yardım gönderilmemiş, ancak Cezayirli
Hasan Paşa İzmir'den Çanakkale'ye gelerek
imdada koşmaya teşebbüs etmiştir.
Limni kalesinde 400 Türk
bulunmaktaydı. Kadınlar, çocuklar ve ihtiyarlar
da savunmaya yardım ediyorlar, kale bedeninden
topladıkları taşları taşıyarak, hücum eden
Rusların üzerine atıyorlardı. İngiliz ve
İsveçli gönüllüler de muhasara eden Ruslara
yardım ediyorlardı. Kale teslim olmaya yanaşmayınca
4000 kişilik bir kuvvet kuşatmaya katılmak
için karaya çıkarılmıştı. Muhasara uzadıkça
Limni kalesinde yiyecek, su ve cephane bütün
bütün azalmaya başladı. İmdat gelmesinden
ümit kesilince kaleyi teslim şartlarını
Rus elçilerle müzakereye başladılar.
Cezayirli Hasan Paşa,
Limni adasına yardıma gitmek üzere kendisine
asker ve tekne verilmesini İstanbul'a iletti.
Baron de Tott bu fikre karşı çıkarak
başarı şansı olmadığını söylediğinde, ricali
devletten aldığı cevap şu oldu: "Harekat
başarılı olursa mesele yok. Ancak muvaffak
olmazlarsa birkaç bin serseriden kurtulmuş
oluruz. "
Sonunda İstanbul'dan bir
Hattı Hümayun gelerek Limni'ye yardım edilmesi
için Ali Paşa'nın 2000 nefer, Kaptan-ı Derya
Cafer Paşa'nın 1000 nefer kalyoncu
vermesi emredildi. Cezayirli Hasan Paşa,
donanmadan ayrılmış olan 1070 kalyoncuyu
yanına alarak Seddülbahir Kalesi'ne gitti.
Kendisine verilecek olan diğer 2000 askeri
7 gün bekledikten sonra durumu Ali Paşa'ya
bildirdi. Tekrar kendisine vaatlerde bulunuldu.
Sonunda vakit kalmadığını düşünerek kalyoncuların
kayıklara binmesini emretti. Birkaç çektiri
ve firkate bu kayıkları himaye ediyordu.
Bütün kayık ve gemi adedi 23 parça idi.
1070 kalyoncu neferi ile gece karanlığından
istifade ederek 5-6 ekim arası denize açılıp
yelken bastılar. Rüzgar fırtınaya çevirip,
firkate kaptanları daha ileri gitmelerinin
tehlikeli olacağını rapor ettiklerinde bunlara
önem vermedi. Böyle havalarda Rus kalyonlarının
karakol görevi yapmayacağını kestirmişti.
Limni adasının kuzeyinden geçerek Yüzbaş
Limanı'na girdi.
Askeri kıyıya çıkararak
kayık ve gemilere Çanakkale'ye dönmelerini
emretti. Askerlerine bu teknelerin asker
getirmek üzere gönderildiğini söyledi. Ayrıca
geriye dönüş olanağını ortadan kaldırmıştı.
Kazanmaktan başka çıkış yolları kalmamıştı.
Cebri yürüyüşle Limni Kalesi'ne doğru yaklaştı.
Yolda muhasara altında olan Türklerin kaleyi
teslim teklifini kabul ettiklerini, kaleye
beyaz çarşaf çekildiğini, ancak Rusların
henüz kaleye girmediğini öğrendi. Yerli
Rumlara altın vererek gidip Ruslara 12.000
düzenli asker geldiğini haber vermelerini
istedi.
Başlangıçta Ruslar bu habere
inanmadılarsa da gece yapılan sürpriz baskın
üzerine paniğe kapılarak büyük kuvvetler
karşısında olduklarını sandılar. Bozularak
gemilerine kaçtılar. Kaçamayanlar ya esir
ya da telef oldular. Hasan Paşa kaledeki
beyaz çarşafı indirip yerine kendi sancağını
çektirdi. Denize dökülen Rusların Lilmni'de
başarı şansları kalmadığının anlaşılması
üzerine donanmaları da çekilmek zorunda
kaldı. Kale hemen onarıldı ve tahkim edildi.
Ruslar bir süre sonra kaleye gelen yardımın
gerçek gücünü öğrenince Limni Kalesi'nin
önüne tekrar geldiler ve karaya asker çıkarmaya
kalkıştılar. Ancak morali düzelmiş olan
Türkler karşısında bir kez daha başarısızlığa
uğrayarak, geri çekildiler ve gemilerine
binip uzaklaştılar.
Padişah bu zafer üzerine
Hasan Paşa'ya altın bir çelenk ve
murassa kılıç göndermiştir. Bundan böyle
bütün belgelerde gazi ünvanı ile anılmıştır.
Gençliğinde Cezayir Ocaklarına
yazılmış, orada yükselerek Tlemsen beyliği,
daha sonra Çanakkale Boğaz Muhafız ve Seraskerliği
yapmıştır.
Çeşme faciasında kapudane
rütbesiyle bulunmuş, bu yenilgi sırasında
gemisiyle büyük kahramanlık göstermiş, üç
ambarlı bir Rus gemisini batırmıştır. İnabahtı
yenilgisinde başarılı olan Uluç Reis'e
benzer durumda, başarılarından dolayı Kaptan-ı
Deryalığa getirilmiştir (Ekim 1770). 27
Şubat 1774 günü azledilerek Anadolu Valiliğine
ve bir süre sonra Rusçuk Seraskerliğine
atanır.
1774 yılı temmuz ayı sonunda
tekrar Kaptan-ı Deryalığa getirilir. 1775'te
Akka kalesini geri alır. 1787'de Mısır Kölemen
beylerini Kahire'den kovar. 1789'da Rus
donanmasını Karadeniz'de mağlup eder. 1789'da
azledilerek Tuna cephesine memur edilir.
Özi Seraskeri olur. İsmail kalesini büyük
bir başarı ile savunarak Rusları yener.
3 aralık 1789'da Sultan
III. Selim, Cezayirli Hasan Paşa'yı
takdir ederek sadrazamlığa getirir. 77 yaşında
olan Hasan Paşa bu önemli görevde
üç ay kalır. Kış mevsiminde orduyu düzenlemekle
uğraşırken hastalanarak 1790 yılı martında,
29'u 30'a bağlayan gece humma-i muhrika'dan
dolayı vefat etmiş ve Şumnu'da Bektaşi tekkesine
gömülmüştür. |